|
<<geri Geçen seçimlerde Dersim merkezi, Kürt ve Türk solunun ittifakı neticesinde DTP adayı S.E. Abdil kazanmıştı. SHP çatısı altında gerçekleşen ittifakta, başta EMEP olmak üzere Türk solunun önemli kesimleri S.E. Abdil’e destek vermişti. Bağımsız aday Haydar Beltan ile CHP, DSP ve AKP adayları da küçümsenmeyecek oranda oy almışlardı. Dersim ilçe ve belderinde geçen seçimler şöyle sonuçlanmıştı: Çemişgezek, Ovacık, Mazgirt ilçeleri ile Akpazar ve Darıkent beldelerini AKP, Pertek, Pülümür ve Nazimiye belediyelerini CHP adayları ve Hozat belediye başkanlığını ise Bağımsız aday Cevdet Konak kazanmıştı. Pertek belediye başkanı Kenan Çetin ile Pülümür belediye başkanı Mesut Coşkun daha sonra CHP’den istifa ederek bağımsız kalmışlardı. Dersim’in çevresindeki Erzincan, Elazığ ve Bingöl gibi il, ilçe ve beldelerin belediye başkanlıklarını ise ezici çoğunlukla AKP almıştı. Bu seçimlerde, EMEP ve DTP arasında keskin bir pazarlık yaşanacağı kesindir. AKP dışında henüz adayını açıklayan olmadı. AKP il başkanı Cihan Açıkgöz ise adaylığını açıklayarak açıkgöz olduğunu gösterdi. Belediye başkan adaylarının programlarını ve projelerini önceden açıklamaları gerekir. Böylece insanlar hem adayların program ve projelerini öğrenirler ve hem de kendilerini tanımış olurlar. Oysa bizde adaylar son ana kadar ortaya çıkmaz, adeta saklanır. Yasal süreç başlayınca parti yönetimlerinin veya çeşitli çevrelerin belirlediği adaylar, apar topar ortaya çıkar ve insanların bunlar arasında tercih yapması istenir. Gelecek yerel seçimlerin de farklı olmayacağı anlaşılmaktadır. AKP ve DTP başta olmak üzere çeşitli parti ve çevreler tarafından ortalık gerilmekte ve Dersim halkının sorunları ile ilgisi olmayan propagandalarla „taraf“ belirlenmesi istenmektedir. Bu propagandalar sahtedir, sunidir, yalan doludur. Dersim halkını asimile ve yok etmeye yönelik oyalama taktikleridir. AKP’nin „din kardeşliği“ adı altında yürüttüğü çalışmalar, Dersimlileri „Müslümanlaştırmak“ ve „Türkleştirmek“ projeleridir. Bir yandan devlet-ordu işbirliği ile yıllardır yürütülen kırım, göç ettirme, yakma, yıkma ve su altında bırakma politikalaları uygulanırken, diğer yandan son yıllarda F.Gülen ve AKP eliyle yürütülen sahte din kardeşliği perdesi altındaki Müslümanlaştırma kampanyası yürütülmektedir. Böylece şiddet ve fiziki imhaya dayanan yok etme projesi, Türkleştirme ve Müslümanlaştırma kampanyaları ile tamamlanmak istenmektedir. Türk ırkçılarının inkar ve yok etme projelerine karşı, Kürt milliyetçileri de Dersimi Kürtleştirmek sevdasındadırlar. Son yıllarda ve özellikle de 1994-95 sürecinde Dersim’de tırmandırılan PKK şiddet eylemleri, devletin şiddetine davetiye çıkarmış, yakılan ve yıkılan yüzlerce köy ve mezranın boşaltılması sonucunda , 1975 yılında yüzaltmışdört bin olan Tunceli nüfusu, 1997 yılında seksenaltı bine düşmüştür. Göç ettirme ve insansızlaştırma, aynı dönemde Dersim’in çevre bölgelerinde, örneğin Bingöl, Elazığ ve Erzincan’nın Alevi ve Zaza nüfusun yaşadığı alanlarda da gerçekleştirilmiştir. Son yıllarda değişen nüfus demografisi neticesinde Türk solunun bazı kesimleri yanında Kürt milliyetçi güçlerinden PKK’nın legal alandaki temsilciliğini üstlenmiş olan DTP de etkinlik kazanmıştır. 2004 yerel seçimlerinde Türk solundan bazı kesimlerin desteğiyle seçilen S.E. Abdil, Dersim ve Dersimlilerin sorunları ile ilgilenmek yerine, PKK’nın sözcülüğüne soyunmuştur. Barış, demokrasi, insan haklarını savunmak yerine, „kutsal savaş“ savunuculuğu yapan S.E.Abdil, savaşı ve çatışmaları kızıştırıp Dersim’e ve Dersimlilere zarar verenleri yereceğine, övgüler düzmektedir. Açıktır ki, Türk ve Kürt milliyetçi ve dinci çevrelerinin Dersim ve Dersimliler yararına bir şeyler yapmalarını beklemek saflık olacaktır. Yerel yönetimler, bölgesel iktidar organlarıdır. Yerel yönetimler, yerel iktidar organlarıdır. Bazı farklılıklarla aslında Türkiye’de de durum böyledir. Ama ne yazık ki Dersimliler, Dersimli aydınlar ne birey olarak ve ne de toplum olarak bu bilince, iktidar olma ve yönetme bilincine ulaşamamışlardır. Aşiretsel köy yaşamında böyle bir bilince ulaşmaları da aslında beklenemez. Sonraki dönemde, sömürgeci rejimin denetim sağladığı yıllarda ise yerel yönetimler ya doğrudan atamalar yolu ile ya da ya da aynı zihniyetteki işbirlikçi unsurlar eliyle yürütülmüştür. Doğal olarak bu idarelerde yönetimler ve yöneticiler halka yabancıdırlar; halka karşı bir sorumluluk duymamaktadırlar. 1950’lerden sonra “serbest seçimler“le oluşan ortamda da durumun, pek de değiştiği söylenemez. Bu dönemde doğrudan devlet atamalarının yerini, parti yönetimlerinin atamaları almıştır. Parti yönetimleri ise, bölgedeki çıkar çevreleri ile ilişkili unsurları ön plana çıkarmışlardır. 1970’lerden sonra sol düşüncenin yayıldığı dönemde, sola sempati duyan bazı unsurlar işbaşına gelmiş olsa da, bunlar ne demokratik ve ne de etnik, kültürel alanlarda bir varlık gösterememişlerdir. Çünkü, demoratik bir bilince, kültür ve düşünceye sahip değillerdi. Demokrasi bilincine sahip olunamayan bir toplumda, demokratik açılımlar beklemek de abes olacaktır. Arada seçilmiş olan iyi niyetli bazı unsurların yolu ise sömürgeci rejim ve çıkar çevrelerinin müdahaleleri ile kesilmiştir. Demoklesin kılıcı, belediye başkanlarının başı üzerinde her zaman sallanmıştır, sallanmaktadır. 12 Eylülün sömürge valisi Kenan Güven döneminde seçilmiş belediye başkanları görevlerinden alınarak yerlerine muvazzaf veya emekli subayların atandığı daha unutulmuş değildir. Dersimli belediye başkan adaylarında aranması gereken özellikler şunlar olmalıdır: Birincisi, mesleki açıdan kendi alanında tecrübeli, dürüst ve şeffaf olmalıdır. İkincisi, Dersimi bir duruşa sahip olmalıdır. Bu demektir ki, Dersim halkının özelliklerini ve önceliklerini gözeten, Dersim’de var olan farklı etnik ve kültürel değerlere saygılı, demokrat bir duruşa sahip olmalıdır. Üçüncüsü, bağımsız olmalı; hiç bir Türk ya da Kürt parti ve organizasyonuna bağlı olmamalıdır. Demokrat ve yurtsever bağımsız adaylar Desimli yurtseverler, en kısa zamanda seçim manifestolarını yayınlamalı ve cesur, tutarlı, nitelikli adaylarını hemen ilan etmelidirler. Dersim’in her tarafında yurtsever ve demokrat insanlarımızın olduğu şüphesizdir. Örgütlülüğü, örgütlü yapılanmayı küçümsemeden denebilir ki, Dersim’de bağımsız adaylarla seçimleri kazanmak imkansız değildir. 27.12.08 M. Hayaloğlu |